Makaleler:
  • Türk Ticaret Kanununun 23. Maddesinde sözü edilen ve ticari... (Devamı)
  • Ticaret ve Sanayi odası üyelerimizin hemen hepsi  ticari hayatl... (Devamı)
  • TÜRKİYE'DE Hukuk ÖĞRETİMİ      ... (Devamı)
  • ÜLKEMİZDE HUKUKUN* VİCDAN VE AHLAK SORUNU   ... (Devamı)
  •   Ceza Yargılamasında İstinaf-Adalet Bakanlığı Tasarılarının Değ... (Devamı)
  • ALACAĞIN TEMLİKİ I. Giriş Alacağın temliki, borç iliş... (Devamı)
  • Prof. Dr. M. Kamil Yıldırım Marmara Üniversitesi Hukuk Fakült... (Devamı)
Ceza Yargılamasında İstinaf PDF Yazdır E-posta

 
Ceza Yargılamasında İstinaf-Adalet Bakanlığı Tasarılarının Değerlendirilmesi

 
GİRİŞ

 

Ülkemizde adalet hizmetinin görülmesinde ortaya çıkan sorunların aşılması amacıyla yürütülen çalışmaların önemini açıklamak gerektiği kanısında olmadığımı belirtmem gerekir.

 

Ayrıca, başka ülkelerde olduğu gibi, bu sorunlar ülkemizde de bilinmektedir. Amaç tektir : Sorunları aşmak, adalet hizmetini her yönüyle eksiksiz yürütmektir. Bu konuda belki yöntemde farklılıklar ve önceliklerin belirlenmesinde değişik düşünce ve kanaatler söz konusu olacakır.

 

Sempozyumun hareket noktası ve amacı bu açıdan konuya ve sorunların çözümüne ışık tutmaktır.

 

Bu çerçevede Adalet Bakanlığı bünyesinde, hukuk reformu başlığı altında, değişik komisyonlar oluşturmak suretiyle, yasama ön çalışmaları yapıldığı ve bazı tasarıların hazırlandığı bilinmektedir.

 

Sempozyumun konusunu oluşturan istinaf kanunyolu da adalet hizmetindeki aksaklık ve sorunların üstesinden gelmek amacıyla, gerek medeni gerek ceza yargılaması alanında bir çözüm olarak sunulmuştur.

 

İstinaf kanunyolu ile ilgili olarak Adalet Bakanlığının iki tasarı çalışması vardır :

 

1.     Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı,

 

2.     Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Tasarıları.

 

Bildirimin girişinde, yapacağım bir sınırlamayı belirtmem uygun olur.

Sempozyumda istinaf kanunyolu tartılacağı için, ilk derece mahkemelerinin kuruluşunu dışta tutacağım. Ayrıca medeni yargılama hukukunda istinaf başka bildirilerin konusu olacağı için, bildirimde ceza yargılamasında istinaf konusunu ele alacağım. Bu konuda da temel olarak Tasarılarla ilgili açıklamalar yapacağım.

 

İSTİNAF KANUNYOLUNUN CEZA YARGILAMASINDAKİ YERİ

 

Bu konuda geniş açıklamalar yapmayı gereksiz sayıyorum.

 

Ancak temel birkaç noktayı vurgulamam gerekir :

 

-         İstinaf, kanunyolları sistematiğinde bir ikinci derece kanunyoludur. Bunun anlamı şudur : İstinaf kanunyolunda, birinci derecede verilen karar ve hükümler maddi ve hukuki değerlendirmeye tabi tutulur. Bu demektir ki, bu kanunyolunda hem hukuki hem de maddi değerlendirme yapılır. Maddi değerlendirme, hükmün temelini oluşturan delillerin değerlendirilmesidir.

-         İstinaf mahkemesi, ilk hükmü temelden ele alarak ve yargılamayı tekrarlayarak sonuca varır. Bu nedenle, özellikle istinaf duruşması, istisnalar dışında, ilk derece duruşmasından pek de farklı değildir.

-         İstinaf mahkemesi ilk derece hükmünü hukuka aykırı bulduğunda, bozma kararı verir ve yargılama ilk hükmü veren mahkemede yeniden ele alınır. İstinaf mahkemesi ilk derece hükmünü hukuka uygun bulduğunda, ilke olarak bu karara karşı temyiz yolu açıktır.

-         Temyiz kanunyolunda istinaf kararı hukuka aykırı bulunduğunda, verilecek bozma kararı ile dosya ilk mahkemede yeniden ele alınır. Bu karara karşı yeniden istinaf yolu açıktır.

 

Kısaca bu biçimde özetlenebilecek olan istinaf kanunyolu bazı ülkelerde uygulanmaktadır. Bizde olmayan istinaf yolu- yapılan tasarı çalışmaları onu gösteriyor ki – adalet hizmetinin sorunlarına bir çözüm olarak düşünülmektedir.

 

Oysa istinaf yabancı ülkelerde de giderek etrafında fırtınalar koparılan bir kanunyolu görüntüsü vermektedir. Yukarıda kısaca çizmeye çalıştığım resimde de görüldüğü üzere, istinaf, temyizi tümüyle ortadan kaldıran bir yol olmadığı için, adaletin gecikmesinde önemli bir engel olarak mütalaa edilmektedir.

 

Ayrıca, Alman ceza yargılaması sisteminde, basit ve orta derecede önemdeki suçlar için istinaf+temyizin üstüste bina edilmesi, ağır cürümlerde istinaf yolunun kapatılmış olması, kuşku ve duraksamalara neden olmaktadır. Bu konuda getirilen temel eleştiri şudur : İstinaf, ceza adaletinin sağlanmasında iyi bir ilaç ise, bunun öncelikle, toplum düzenini temelden sarsan ağır cürümlerde uygulanması gerekmez mi ?

 

İSTİNAF KONUSUNDAKİ ADALET BAKANLIĞI TASARILARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

 

Bu değerlendirmeyi iki altbaşlıkta yapmam gerekir :

 

1.     Bölge Adliye Mahkemelerinin Kurulması

 

Bu konuda şu noktaların altı çizilmelidir :

 

-         Bu mahkemeler, adının da belirttiği üzere, bölge mahkemeleri olarak düşünülmektedir.

-         Anayasanın 142. maddesinden hareketle, bu mahkemeler Adalet Bakanlığı tarafından kurulacaktır. Bu konuda HSYK’nın olumlu görüşü alınacaktır.

-         Bu mahkemelerin yargı çevresini belirlemek, değiştirmek veya mahkemeleri kaldırmak yetkisi HSYK’nındır. Kurul bu kararları Adalet Bakanlığının önerisi üzerine verir(Ay,159).

-         Mahkeme toplu yargıç ilkesine göre kurulur. Bir başkan ve iki üye ile karar verir.

-         Mahkemenin temel görevi, adli yargı ilk derece ceza mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamaktır.

-         Bunun dışında, yargı çevresi içerisinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmektir.

-         Görev yapacak savcı ve yargıçların meslekte belirli kıdemde olmaları aranmaktadır. Hatta Yargıtay’da görev yapan başkan ve üyeler de, istekleri halinde bu mahkemelere atanabilmektedir.

 

2.     CMUK’da İstinaf Kanunyolu

 

Bu konuda önemli noktalar şöyle sıralanabilir :

 

- İstinaf yargılaması bölge adliye mahkemelerinde yapılacaktır.

- İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf mümkündür. Onbeş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ölüm cezaları içeren hükümlerde otomatik istinaf uygulanır.

- Hükme esas teşkil eden veya başka kanunyolu öngörülmemiş kararlar için hükümle birlikte istinafa başvurulabilir.

- İstinaf istemi ve süresi, istinaf dilekçesinin etkisi, istinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi, istinaf konusundaki ön inceleme, bölge adliye mahkemesinin inceleme ve koğuşturması, duruşma hazırlığı, duruşma, reformatio in peius yasağı konusunda Tasarının temyiz kanunyolu ile paralellik gösteren hükümler içerdiği görülmektedir.

 

HER İKİ TASARIYA ELEŞTİREL YAKLAŞIM

 

1.     Mahkemelerin Kuruluş Yasası

 

Tasarının yasama tekniğine uygun hükümler içerdiği görülmektedir.

 

Ancak birkaç noktanın vurgulanması gerekir :

 

-         Tasarının 30. maddesinde, en kıdemli C.savcısının, C.Başsavcıvekili olarak görev yapacağının açıklanması, sisteme uygun değildir, çünkü bu görev HSYK özel olarak atama yapmaktadır. Sistemi değiştirmenin yararı yoktur.

-         Tasarının 37. maddesinde, yargı çevresi içinde bulunan adli yargı ilk derece ceza mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek yetkisi bölge mahkemesine verilmektedir. Ağırceza mahkemelerinin yükünü hafifletmek amacı taşımaktadır. Uygun bir değişikliktir.

-         Aynı maddede davanın nakli konusundaki değişiklik de uygundur.

-         Bölge mahkemelerinde görev yapacak yargıç ve savcıların seçimi ve atanması konusunda Yargıtay’dan yararlanmak da bu mahkemelerin hizmet kailtesini yükseltecek bir etkendir.

-         Bu mahkemelerin 2 yıl içinde kurulmasının öngörülmesi de, hazırlıklar ve donatımla birlikte düşünüldüğünde, uygun bir süre olarak mütalaa edilebilir.

 

2.     CMUK’da istinaf kanunyolu

 

Ülkemizde ceza yargılaması alanında bu kanunyolunun faydasının tartışmasını sona bırakarak, önce CMUK Tasarısındaki hükümler hakkında birkaç nokta üzerinde durmak faydalı olacaktır :

 

-         Uygulamada hiç yeri olmayan, CMUK’nın değişik hükümlerinde yer alan, zabıt katibine beyanla işlem yapmak yolu, terkedilmelidir. Bu istinaf için de böyle olmak gerekir.

-         Tasarının 304. maddesinde, asliye ceza mahkemesi/ağırceza mahkemesi savcıları terimleri, hukuk tekniğine uygun değildir. Bu isimle belirtilen savcılar yoktur. Bu hizmeti gören savcılar vardı. Ancak savcılık ceza yargılamasında “makam “ olarak süjelik temeline dayanır. Bu nedenle hizmette bir ayırım, isim olarak olmamak gerekir.

-         Tasarının yine 304. maddesinde, müdahale istemi reddedilmiş, (tasarıya göre karara bağlanmamış, aslında böyle bir sonuç olmamak gerekir), müdahil sıfatını alabilecek kadar suçtan zarar görmüş olanların istinaf dilekçelerinin kabulünün öngörülmüş olması, hukuka uygun değildir. Yargılama hukuklarında temel ilke, önce yargılamada taraf sıfatını kazanmak, sonra haklar kullanmaktır. Bu nedenle, müdahil sıfatının kazanılması ancak mahkemenin bir kararı ile mümkündür. Bu konuda red kararı vermiş olan bir mahkemeyi bir kenara koyarak, bu kişinin istinaf istemini kabul etmek, sisteme aykırı düşer. Unutmamak gerekir ki, müdahale istemi reddedilen kişi yargılamada 3. kişi durumunda kalır ve CMUK’nın öngördüğü itiraz yolundan yararlanır.

-         Tasarıda(m.304) savcının istinafının taraflara bildirilmesi ve 308. maddede diğer istinaf istemlerinin karşı tarafa bildirimi, beyanda bulunma olanağının kabul edilmesi, yargılamada silahların eşitliği ilkesine uygun bir normdur.

-         Tasarının 307-311. maddeleri üzerinde durmak gerekir. Bu hükümler birlikte ele alındığında, Tasarı şöyle bir sistem kurmaktadır :

-         Birinci derece yargılamanın taraflarına istinaf başvuruları bildirilip beyanda bulunmaları sağlandıktan sonra, dosya bölge mahkemesi savcılığına gönderilecektir.

-         Burası bu konuda bir tebliğname hazırlayacak ve taraflara bildirecektir ve bölge mahkemesine gönderilecektir.

-         Bölge mahkemesi, dosyayı, delilleri ve tebliğnameyi inceleyecek, hükmü hukuka uygun bulduğunda, istinaf istemini reddedecektir. Mahkemenin kararında 320. maddedeki hukuka aykırılıkları tespit ederse, kararı bozacak ve mahkemeye geri gönderecektir. Aksi halde istinaf yargılaması yapılmasına karar verecekir.

-         Belirtmem gerekir ki, yasadaki bu sistematik yargılama ve kanunyolu tekniğine aykırıdır. Kanunyolu mahkemeleri, davanın kabule şayanlığı incelemesini yaparlar. Bu olumlu olursa, kanunyolu yargılaması yapılır. İstinaf kanunyolunda da ilke yargılamayı ikinci kez maddi(delil) ve hukuki yönden ele almak ve incelemek olduğuna göre, yukarıdaki hükümlere göre, tarafları çağırmadan, dosya üzerinden, istinafın esastan reddi gibi ağır bir kararı vermek, hukuka uygun düşmez. Bu karara karşı temyiz kanunyolu açmak zorunda olduğunuza göre, istinafın Yargıtay’ın işini azaltmak amacı gerçekleşmez.

 

 

SONUÇ

 

Yukarıda sergilemeye çalıştığım teknik hukuk düzeyindeki eleştirilerin yasama boyurunda elealınması ve tartışılması mümküdür. Ancak kanımca asıl sorun burada değildir.

 

Ülkemizde ceza adaletinin sorunlarının üstesinden gelinmesi için istinaf kanunyolunun öngörülmesi bir çözüm değildir. Bütün hukuk sistemlerinde istinafa getirilen en büyük eleştiri, yargılamayı geciktirmektir. İstisnalar dışında istinaftan sonra bir de temyiz yolu kabul etmek zorunluğu, bu kanunyolunun faydasını azaltmaktadır.

 

Yargılama uyuşmazlık çözmek ve adalet dağıtmak için yapılan bir hizmettir. Ayrıca devletin vazgeçilmez görevleri arasındadır. Bu hizmetin hızlı görülmesi de bir temeltaşıdır. Bu konuda dikkatli olmak gerekir. Kanunyolu sistematiğinde iyileştirmeler, doğaldır ki, iyi ve çabuk bir adalet hizmetinin gerekleri arasındadır. Fakat bu konuda ilk derece ile temyiz arasına istinafı bina etmek, başarı şansı olmayan bir çaba olarak gözükmektedir.

 

Bu kanunyolunu uygulayan ve kurtulma eğiliminin her geçen gün güçlendiği bir ortamda, bu kanunyolunu ülkemiz sistemine katmayı faydalı bulmadığımı belirtmek isterim.

 Prof. Dr. Erdener Yurtcan