|
Ceza Yargılamasında İstinaf-Adalet
Bakanlığı Tasarılarının Değerlendirilmesi
GİRİŞ
Ülkemizde
adalet hizmetinin görülmesinde ortaya çıkan sorunların aşılması amacıyla
yürütülen çalışmaların önemini açıklamak gerektiği kanısında olmadığımı
belirtmem gerekir.
Ayrıca,
başka ülkelerde olduğu gibi, bu sorunlar ülkemizde de bilinmektedir. Amaç
tektir : Sorunları aşmak, adalet hizmetini her yönüyle eksiksiz yürütmektir. Bu
konuda belki yöntemde farklılıklar ve önceliklerin belirlenmesinde değişik
düşünce ve kanaatler söz konusu olacakır.
Sempozyumun
hareket noktası ve amacı bu açıdan konuya ve sorunların çözümüne ışık
tutmaktır.
Bu
çerçevede Adalet Bakanlığı bünyesinde, hukuk reformu başlığı altında, değişik
komisyonlar oluşturmak suretiyle, yasama ön çalışmaları yapıldığı ve bazı
tasarıların hazırlandığı bilinmektedir.
Sempozyumun
konusunu oluşturan istinaf kanunyolu da adalet hizmetindeki aksaklık ve
sorunların üstesinden gelmek amacıyla, gerek medeni gerek ceza yargılaması
alanında bir çözüm olarak sunulmuştur.
İstinaf kanunyolu ile ilgili olarak
Adalet Bakanlığının iki tasarı çalışması vardır :
1.
Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye
Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun Tasarısı,
2.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu Tasarıları.
Bildirimin
girişinde, yapacağım bir sınırlamayı belirtmem uygun olur.
Sempozyumda
istinaf kanunyolu tartılacağı için, ilk derece mahkemelerinin kuruluşunu dışta
tutacağım. Ayrıca medeni yargılama hukukunda istinaf başka bildirilerin konusu
olacağı için, bildirimde ceza yargılamasında istinaf konusunu ele alacağım. Bu
konuda da temel olarak Tasarılarla ilgili açıklamalar yapacağım.
İSTİNAF KANUNYOLUNUN CEZA
YARGILAMASINDAKİ YERİ
Bu
konuda geniş açıklamalar yapmayı gereksiz sayıyorum.
Ancak
temel birkaç noktayı vurgulamam gerekir :
-
İstinaf,
kanunyolları sistematiğinde bir ikinci derece kanunyoludur. Bunun anlamı şudur
: İstinaf kanunyolunda, birinci derecede verilen karar ve hükümler maddi ve
hukuki değerlendirmeye tabi tutulur. Bu demektir ki, bu kanunyolunda hem hukuki
hem de maddi değerlendirme yapılır. Maddi değerlendirme, hükmün temelini
oluşturan delillerin değerlendirilmesidir.
-
İstinaf
mahkemesi, ilk hükmü temelden ele alarak ve yargılamayı tekrarlayarak sonuca
varır. Bu nedenle, özellikle istinaf duruşması, istisnalar dışında, ilk derece
duruşmasından pek de farklı değildir.
-
İstinaf mahkemesi
ilk derece hükmünü hukuka aykırı bulduğunda, bozma kararı verir ve yargılama
ilk hükmü veren mahkemede yeniden ele alınır. İstinaf mahkemesi ilk derece
hükmünü hukuka uygun bulduğunda, ilke olarak bu karara karşı temyiz yolu
açıktır.
-
Temyiz
kanunyolunda istinaf kararı hukuka aykırı bulunduğunda, verilecek bozma kararı
ile dosya ilk mahkemede yeniden ele alınır. Bu karara karşı yeniden istinaf
yolu açıktır.
Kısaca
bu biçimde özetlenebilecek olan istinaf kanunyolu bazı ülkelerde
uygulanmaktadır. Bizde olmayan istinaf yolu- yapılan tasarı çalışmaları onu
gösteriyor ki – adalet hizmetinin sorunlarına bir çözüm olarak düşünülmektedir.
Oysa
istinaf yabancı ülkelerde de giderek etrafında fırtınalar koparılan bir
kanunyolu görüntüsü vermektedir. Yukarıda kısaca çizmeye çalıştığım resimde de
görüldüğü üzere, istinaf, temyizi tümüyle ortadan kaldıran bir yol olmadığı
için, adaletin gecikmesinde önemli bir engel olarak mütalaa edilmektedir.
Ayrıca,
Alman ceza yargılaması sisteminde, basit ve orta derecede önemdeki suçlar için
istinaf+temyizin üstüste bina edilmesi, ağır cürümlerde istinaf yolunun
kapatılmış olması, kuşku ve duraksamalara neden olmaktadır. Bu konuda getirilen
temel eleştiri şudur : İstinaf, ceza adaletinin sağlanmasında iyi bir ilaç ise,
bunun öncelikle, toplum düzenini temelden sarsan ağır cürümlerde uygulanması
gerekmez mi ?
İSTİNAF KONUSUNDAKİ ADALET BAKANLIĞI TASARILARININ
DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu
değerlendirmeyi iki altbaşlıkta yapmam gerekir :
1.
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kurulması
Bu
konuda şu noktaların altı çizilmelidir :
-
Bu mahkemeler,
adının da belirttiği üzere, bölge mahkemeleri olarak düşünülmektedir.
-
Anayasanın 142.
maddesinden hareketle, bu mahkemeler Adalet Bakanlığı tarafından kurulacaktır.
Bu konuda HSYK’nın olumlu görüşü alınacaktır.
-
Bu mahkemelerin
yargı çevresini belirlemek, değiştirmek veya mahkemeleri kaldırmak yetkisi
HSYK’nındır. Kurul bu kararları Adalet Bakanlığının önerisi üzerine
verir(Ay,159).
-
Mahkeme toplu
yargıç ilkesine göre kurulur. Bir başkan ve iki üye ile karar verir.
-
Mahkemenin temel
görevi, adli yargı ilk derece ceza mahkemelerince verilen ve kesin olmayan
hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamaktır.
-
Bunun dışında,
yargı çevresi içerisinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve
görev uyuşmazlıklarını çözmektir.
-
Görev yapacak
savcı ve yargıçların meslekte belirli kıdemde olmaları aranmaktadır. Hatta Yargıtay’da
görev yapan başkan ve üyeler de, istekleri halinde bu mahkemelere
atanabilmektedir.
2.
CMUK’da İstinaf Kanunyolu
Bu
konuda önemli noktalar şöyle sıralanabilir :
-
İstinaf yargılaması bölge adliye mahkemelerinde yapılacaktır.
-
İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf mümkündür. Onbeş yıl
ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ölüm cezaları içeren hükümlerde
otomatik istinaf uygulanır.
-
Hükme esas teşkil eden veya başka kanunyolu öngörülmemiş kararlar için hükümle
birlikte istinafa başvurulabilir.
-
İstinaf istemi ve süresi, istinaf dilekçesinin etkisi, istinaf isteminin hükmü
veren mahkemece reddi, istinaf konusundaki ön inceleme, bölge adliye
mahkemesinin inceleme ve koğuşturması, duruşma hazırlığı, duruşma, reformatio
in peius yasağı konusunda Tasarının temyiz kanunyolu ile paralellik gösteren
hükümler içerdiği görülmektedir.
HER İKİ TASARIYA ELEŞTİREL YAKLAŞIM
1.
Mahkemelerin Kuruluş Yasası
Tasarının
yasama tekniğine uygun hükümler içerdiği görülmektedir.
Ancak
birkaç noktanın vurgulanması gerekir :
-
Tasarının 30.
maddesinde, en kıdemli C.savcısının, C.Başsavcıvekili olarak görev yapacağının
açıklanması, sisteme uygun değildir, çünkü bu görev HSYK özel olarak atama
yapmaktadır. Sistemi değiştirmenin yararı yoktur.
-
Tasarının 37.
maddesinde, yargı çevresi içinde bulunan adli yargı ilk derece ceza mahkemeleri
arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek yetkisi bölge mahkemesine
verilmektedir. Ağırceza mahkemelerinin yükünü hafifletmek amacı taşımaktadır.
Uygun bir değişikliktir.
-
Aynı maddede
davanın nakli konusundaki değişiklik de uygundur.
-
Bölge
mahkemelerinde görev yapacak yargıç ve savcıların seçimi ve atanması konusunda
Yargıtay’dan yararlanmak da bu mahkemelerin hizmet kailtesini yükseltecek bir
etkendir.
-
Bu mahkemelerin 2
yıl içinde kurulmasının öngörülmesi de, hazırlıklar ve donatımla birlikte
düşünüldüğünde, uygun bir süre olarak mütalaa edilebilir.
2.
CMUK’da istinaf kanunyolu
Ülkemizde
ceza yargılaması alanında bu kanunyolunun faydasının tartışmasını sona
bırakarak, önce CMUK Tasarısındaki hükümler hakkında birkaç nokta üzerinde
durmak faydalı olacaktır :
-
Uygulamada hiç
yeri olmayan, CMUK’nın değişik hükümlerinde yer alan, zabıt katibine beyanla
işlem yapmak yolu, terkedilmelidir. Bu istinaf için de böyle olmak gerekir.
-
Tasarının 304.
maddesinde, asliye ceza mahkemesi/ağırceza mahkemesi savcıları terimleri, hukuk
tekniğine uygun değildir. Bu isimle belirtilen savcılar yoktur. Bu hizmeti
gören savcılar vardı. Ancak savcılık ceza yargılamasında “makam “ olarak
süjelik temeline dayanır. Bu nedenle hizmette bir ayırım, isim olarak olmamak
gerekir.
-
Tasarının yine
304. maddesinde, müdahale istemi reddedilmiş, (tasarıya göre karara
bağlanmamış, aslında böyle bir sonuç olmamak gerekir), müdahil sıfatını
alabilecek kadar suçtan zarar görmüş olanların istinaf dilekçelerinin kabulünün
öngörülmüş olması, hukuka uygun değildir. Yargılama hukuklarında temel ilke,
önce yargılamada taraf sıfatını kazanmak, sonra haklar kullanmaktır. Bu
nedenle, müdahil sıfatının kazanılması ancak mahkemenin bir kararı ile
mümkündür. Bu konuda red kararı vermiş olan bir mahkemeyi bir kenara koyarak,
bu kişinin istinaf istemini kabul etmek, sisteme aykırı düşer. Unutmamak
gerekir ki, müdahale istemi reddedilen kişi yargılamada 3. kişi durumunda kalır
ve CMUK’nın öngördüğü itiraz yolundan yararlanır.
-
Tasarıda(m.304)
savcının istinafının taraflara bildirilmesi ve 308. maddede diğer istinaf
istemlerinin karşı tarafa bildirimi, beyanda bulunma olanağının kabul edilmesi,
yargılamada silahların eşitliği ilkesine uygun bir normdur.
-
Tasarının 307-311.
maddeleri üzerinde durmak gerekir. Bu hükümler birlikte ele alındığında, Tasarı
şöyle bir sistem kurmaktadır :
-
Birinci derece
yargılamanın taraflarına istinaf başvuruları bildirilip beyanda bulunmaları
sağlandıktan sonra, dosya bölge mahkemesi savcılığına gönderilecektir.
-
Burası bu konuda
bir tebliğname hazırlayacak ve taraflara bildirecektir ve bölge mahkemesine
gönderilecektir.
-
Bölge mahkemesi,
dosyayı, delilleri ve tebliğnameyi inceleyecek, hükmü hukuka uygun bulduğunda,
istinaf istemini reddedecektir. Mahkemenin kararında 320. maddedeki hukuka
aykırılıkları tespit ederse, kararı bozacak ve mahkemeye geri gönderecektir.
Aksi halde istinaf yargılaması yapılmasına karar verecekir.
-
Belirtmem gerekir
ki, yasadaki bu sistematik yargılama ve kanunyolu tekniğine aykırıdır.
Kanunyolu mahkemeleri, davanın kabule şayanlığı incelemesini yaparlar. Bu
olumlu olursa, kanunyolu yargılaması yapılır. İstinaf kanunyolunda da ilke
yargılamayı ikinci kez maddi(delil) ve hukuki yönden ele almak ve incelemek
olduğuna göre, yukarıdaki hükümlere göre, tarafları çağırmadan, dosya
üzerinden, istinafın esastan reddi gibi ağır bir kararı vermek, hukuka uygun
düşmez. Bu karara karşı temyiz kanunyolu açmak zorunda olduğunuza göre,
istinafın Yargıtay’ın işini azaltmak amacı gerçekleşmez.
SONUÇ
Yukarıda
sergilemeye çalıştığım teknik hukuk düzeyindeki eleştirilerin yasama boyurunda
elealınması ve tartışılması mümküdür. Ancak kanımca asıl sorun burada değildir.
Ülkemizde
ceza adaletinin sorunlarının üstesinden gelinmesi için istinaf kanunyolunun
öngörülmesi bir çözüm değildir. Bütün hukuk sistemlerinde istinafa getirilen en
büyük eleştiri, yargılamayı geciktirmektir. İstisnalar dışında istinaftan sonra
bir de temyiz yolu kabul etmek zorunluğu, bu kanunyolunun faydasını
azaltmaktadır.
Yargılama
uyuşmazlık çözmek ve adalet dağıtmak için yapılan bir hizmettir. Ayrıca
devletin vazgeçilmez görevleri arasındadır. Bu hizmetin hızlı görülmesi de bir
temeltaşıdır. Bu konuda dikkatli olmak gerekir. Kanunyolu sistematiğinde
iyileştirmeler, doğaldır ki, iyi ve çabuk bir adalet hizmetinin gerekleri
arasındadır. Fakat bu konuda ilk derece ile temyiz arasına istinafı bina etmek,
başarı şansı olmayan bir çaba olarak gözükmektedir.
Bu
kanunyolunu uygulayan ve kurtulma eğiliminin her geçen gün güçlendiği bir
ortamda, bu kanunyolunu ülkemiz sistemine katmayı faydalı bulmadığımı belirtmek
isterim.
Prof. Dr. Erdener Yurtcan
|