|
ALACAĞIN TEMLİKİ
I. Giriş
Alacağın temliki, borç ilişkisinden doğan belli bir talep hakkının
devrine yönelik olarak, alacaklı ile onu devralan üçüncü kişi arasında,
borçlunun rızasını aramaksızın yapılan ve sadece kazandırıcı bir
tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir sözleşmedir. Temlik
ile alacaklı değişir ve alacak, temlik alan üçüncü kişiye geçer. Bu
andan itibaren, borcun ödenmesini istemek hakkı da yeni alacaklıya
geçer.
Borçlar Hukukumuzun düzenlemesine göre, borçlunun rızasının
alınmasına veya borçluya bilgi verilmesine gerek olmaksızın alacaklı,
üçüncü bir şahsa alacağını temlik edebilir.
Temlik esas itibariyle yeni alacaklıya fon aktarımını amaçlayan
bir işlemdir. Ancak temlik, alacağı devralana bir teminat (garanti)
sağlama amacına da yönelik olabilir.
Alacağın temlikinin geçerli olabilmesi için;
Bir alacağın mevcudiyeti,
Sözleşmeye bağlanması,
Temlik edenin tasarrufa yetkili olması,
Temlikin yasaklanmamış olması,
gereklidir.
Alacağın temliki bir akittir. Bu nedenle yalnız temlik edenin
tek taraflı iradesiyle meydana gelmez, alacağı temlik alanın da
(temellük edenin de) açık ya da örtülü (zımni) kabulü gerekir.
Temlik akdi şekle bağlıdır. Yazılı şekilde yapılmadıkça
alacağın temliki muteber olmaz. Temlik senedinde yalnızca temlik edenin
imzasının bulunmasıyla şekil şartı yerine getirilmiş olur.
II. Temlik Konusu Alacak
Kural olarak her çeşit alacak
temlik edilebilir. Yalnız mevcut alacaklar değil, doğacak alacaklar da
yeterince belirlenmiş ya da belirlenebilir olmak kaydıyla temlik
edilebilir. Şarta bağlı bir alacak, şartın gerçekleşmesinden önce
temlik edilebileceği gibi, vadeli bir alacak da vadeden önce temlik
edilebilir. Doğmamış bir alacak temlik edildiği takdirde, asıl
alacaklıya ne zaman ödenecek idiyse, temlik edilene de aynı şekil ve
şartta ödenir. Doğmamış bir alacağın temlikinde dikkat edilmesi gereken
en önemli husus, alacağın temlik edenin şahsında doğacak olmasıdır.
Örneğin, kira alacaklarını temlik eden bir mal sahibi, daha sonra bu
taşınmazını sattığı takdirde, ileriye doğru yapılan bu temlik yeni
malsahibi açısından geçersiz olacaktır.
Alacağın temlikinde, borcu doğuran ilişkinin kendisi değil, bu
ilişkiden doğmuş alacakların temliki sözkonusudur. Bu nedenle bir
alacağın mutlaka tamamının temliki gerekmez, kısmi temlik de mümkündür.
Yanı sıra temlik eden, aynı borçludan olan alacaklarından bazılarını da
temlik edebilir.
Temlik alan, temlik edilen alacak ile birlikte temlik edenin
şahsına bağlı olanların dışındaki rüçhan hakları ve diğer yan (fer’i)
hakları da devir almış olur. Temlik ile birlikte devir olan fer’i
haklara örnek olarak; faiz, alacağı teminat altına alan rehin hakkı ile
kefile karşı olan hakları gösterebiliriz.
Bir borç ilişkisine bağlı alacak hakkının temliğe elverişli
olmaması istisnai bir durumdur. Bu istisnai durum; yasadan, sözleşmeden
veya işin niteliğinden ileri gelebilir. Yasa gereği temlik edilemeyecek
alacaklara örnek olarak; iş sahibinin hizmet borcu, ariyet alan
kimsenin veya hasılat kiracısının sözkonusu malı kullanma hakları,
nişanın bozulması halinde manevi tazminat hakkını gösterebiliriz.
Sözleşme gereği temlik edilemiyecek alacaklar ise, tarafların
aralarında düzenlenen sözleşme ile temliki açıkça yasaklamaları
halidir. İşin niteliği gereği temlik edilemiyecek alacaklar ise;
vekilin müvekkiline iş yapma borcu, kocanın karısının aile masraflarına
iştirak etmesini isteme hakkı, bir cari hesaba kaydedilen alacak,
ortağın ortaklığın defterlerini inceleme hakkı, temlik edilemez.
III. Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Temlik senedinde,
temlik edilen alacağın ne olduğu yeteri kadar açıklıkla belirtilmiş
olmalıdır. Temlik tarihinin senede yazılması, bu tarihten sonra
yapılacak diğer temliklere göre öncelik kazanmak açısından önemli
olacağından, hangi tarihte alacağın temlik edildiğinin belirtilmesi
gerekir.
Alacağın temlik işleminin tamamlanması için borçluya ihbarı
şart değildir. Bununla birlikte temlikin önceki alacaklı veya temlik
alan tarafından borçluya ihbar edilmesinin, borçlunun temlikten
habersiz olarak iyiniyetle borcunu önceki alacaklıya; aynı alacak
üzerinde birden fazla temlikin mevcudiyetinde, önceki temlikler
dururken sonra gelene ödemesi halinde borçtan kurtulma tehlikesi
vardır. Bu nedenle temlik alındığında borçluya ihbar edilmelidir.
Temlikin geçerliliği, temlik konusu alacağı ispata yarayan
belgelerin temlik alana verilmesine bağlı değildir. Temlik senedi
yalnız başına alacağın devri için yeterlidir. Bununla beraber temlik
alan, Borçlar Kanununa göre alacağı ispata yarayan belgeleri, önceki
alacaklıdan istemeye yetkilidir.
Temlik borç doğuran bir işlem değildir; çünkü herhangi bir
alacak doğurmaz. Alacağın temliki, bir alacağı temlik edenin
malvarlığından, temlik alanın malvarlığına aktaran tasarruf işlemidir.
Bu nedenle temlik eden kimsenin temlik ettiği alacak üzerinde tasarruf
yetkisine sahip bulunması zorunludur. Temlik eden; mümeyyiz küçük veya
kısıtlı ise temlik işlemiyle malvarlığı doğrudan doğruya bir kayba
uğrayacağından, yasal temsilcisinin izin veya onayı (icazetine)
gereklidir.
IV. Temlikin Hükümleri
Alacağın temlikinin hükümlerini
temlik edenin, temlik alanın ve borçlunun hukuki durumu olmak üzere üç
başlık altında incelemek mümkündür.
1. Temlik Edenin Hukuki Durumu
Temlik sonucunda, temlik edene
ait bir alacağın bir başkasına (temlik edilene) geçişi sağlanır. Temlik
edenin devrettiği alacak nedeniyle sorumluluğu; temlikin karşılıklı
(ivazlı) veya karşılıksız (ivazsız) olmasına ya da bu hususta anlaşma
bulunmasına göre Borçlar Kanununda farklı şekilde ele alınmıştır.
Temlik ivazlı ise (karşı edimli), temlik eden Borçlar Kanunu’na
göre alacağın temlik zamanında mevcut olmasından sorumludur. Alacağın;
temlik anında hiç olmamasından, temlik senedinde belirtilen şekilde
varolmamasından, dava edilebilir olmamasından, temlik edenden başkasına
ait olmasından temlik eden sorumlu tutulur.
Alacak kısmen varsa, temlik edilen ancak alacağın varolmayan
bölümünü karşılayacak bir tazminat isteyebilir. Temlik edenin
sorumluluğu; temlik edilenin bu talebinden vazgeçmesi veya temlik
edilen alacağın varolmadığını bilmesi, yahut bilmesi gerekmesi ve
nihayet alacağın hukuken şüpheli olarak devredilmesi hallerinde sona
erer. Temlik edenin, borçlunun ödeme gücünden de sorumlu tutulabilmesi
için, bu hususun sözleşme ile kararlaştırılması, ya da temlik senedinde
yer alması gerekir. Temlik edenin bu sorumluluğu kural olarak sadece
temlik edilen karşısında mevcuttur.
Temlik ivazsız ise (bir karşı edim alınmaksızın yapılmışsa) temlik eden alacağın varolmamasından da sorumlu değildir.
Temlik eden; temlik edilene, alacak senedini veya alacağı ispata
yarayan tüm belgeleri teslim edip, bu alacağın tahsil edilebilmesi için
gerekli bilgileri vermek zorundadır.
2. Temlik Edilenin Hukuki Durumu
Temlik edilen asıl alacağa
bağlı olan yan (fer’i) haklar ve öncelik (rüçhan) hakları da temlik
işlemi sonucunda temlik edilene geçer. Yeni alacaklıya geçecek yan
hakların başında alacağa bağlı teminatlar gelir. Rehin ve kefalet bu
suretle yeni alacaklıya geçecek başlıca teminat biçimleridir.
Alacağın faizleri de (birikmiş ve temlikten itibaren işleyecek
faizler) alacağa bağlı yan haklardır. Bunlar da temlikle birlikte yeni
alacaklıya geçer.
Temlik esnasında gerçekleşmemiş cezai şartı talep hakkı, temlikten itibaren yeni alacaklınındır.
Temlik edenin şahsına bağlı olan rüçhan (öncelik) hakları yeni alacaklıya geçmez.
3. Borçlunun Hukuki Durumu
Temlik işlemi borçlunun
rızasına bağlı olmamakla birlikte, temlik işlemi sonunda borçlunun
alacaklısı değişmiş olması nedeniyle, öncekinden daha kötü duruma
düşmemesi için, yasa koyucu borçluyu koruyucu aşağıda özetlenen bazı
hükümler getirmiştir.
Borçlu; temlikten haberi olmaksızın, önceki alacaklıya veya
ardı ardına yapılmış temliklerde sonraki alacaklıya ödemede bulunursa,
borcundan kurtulmuş olur. Ancak, temlik borçluya ihbar edilmiş ise,
önceki alacaklıya yaptığı ödemeleri, temlik alana karşı ileri süremez.
Borçlu, temlik dolayısıyla taraflar arasında (temlik eden ile
temlik edilen) anlaşmazlık doğması halinde, borcunu mahkemeye yatırarak
borcundan kurtulabilir.
Borçlu; temliğe istinaden kendisinden ödeme talebinde bulunan
şahsa karşı, temliğin geçerli olmadığını ileri sürerek ödemede
bulunmayabilir.
Borçlunun, alacaklı nezdinde ayrıca doğmuş bir alacağı varsa, buna dayanarak temlik edilene karşı takas beyanında bulunabilir.
Borçlu, temlik edene karşı ileri sürebileceği bütün itiraz ve
defileri, temlik alana karşı da ileri sürebilir. Örneğin; ehliyetsizlik
veya irade fesadı nedeniyle alacağın doğmasına engel olan sebepleri,
borcun nakli sebebiyle borcundan kurtulduğunu, sözleşmenin ifa
edilmediğini beyan ederek borcu ödemekten kurtulabilir.
|